Makalenin Detayı

Militarizm ve Savaş

Militarizm, devlet ve toplum hayatında askeriyenin egemen olması, ulusal ve sınıfsal mücadelelerin ezilmesi için ordunun gücünün ve etkisinin artırılması, devletin ve toplumun askerileştirilmesi şeklinde tanımlandı.0
     Militarizm sömürüye dayalı bütün toplumlarda görülmekle birlikte, esas olarak kapitalist toplumda belirgin bir nitelik kazandı.   

     Özellikle kapitalizmin emperyalist aşamaya geçmesiyle askeri sanayi tekelleri ordunun emrine verilerek devlet ve toplum hayatı askerileştirildi.    

     Militarizm en keskin çizgileriyle I. ve II. Dünya Savaşlarında ve Soğuk Savaş döneminde görüldü. Günümüzde ise başta ABD olmak üzere, emperyalist ülkeler ve onların müttefiki ülkelerde görülmekte.

     Militarizm sözcüğü ilk defa 1850’li yıllarında Fransa’da askeri bir darbe yapan Üçüncü Napolyon’un (Napolyon Bonapart’ın yeğeni) askeri diktatörlüğünü karakterize etmek için kullanıldı.

     Bonapartizm olarak nitelenen bu darbe, Roma imparatorluğunda Sezar dönemine göndermeler yapılarak teorileştirildi.

     Sonraki yıllarda ordunun devleti ve toplumu yukarıdan aşağıya doğru yeniden düzenleme fonksiyonuyla ilgili olarak tanımlandı. 

     Kendisine Roma İmparatoru Jül Sezar’ı model alan Fransız Devrimi’nin bütün politik kazanımlarını yok eden Napolyon Bonapart’ın militarizm konusundaki sözleri hala günümüz militarist çevrelerinde önemini koruyor. Napolyon şunları söylemişti:

     “Benim metresim iktidardır. Onun elimden alınmasına, hatta ona yan gözle bakılmasına bile gelemem…”

     “Ben kan döktüm, belki daha da dökeceğim, ama öfkelenmeden ve sadece kan almanın politika hekimliğinde (bu benzetme ilginçtir) yeri olduğu için...”

     “Bir devleti yönetmek için bir sürü yargıç, bir sürü jandarma, bir sürü asker ve bir hayli de para ister...” 

     “Eninde sonunda devleti yönetmek için asker olmalıdır. Devlet, yalnız mahmuzlar ve çizmelerle yönetilir...”

      Tarihin tanıdığı bütün “büyük” adamlar (Cengiz Han, Timurlenk, Sezar, Napolyon, Hitler vb.) adlarını tarihe yaptıkları kanlı savaşlarla yazdırdı. 

     Kandan beslenen bu diktatörlerin savaş stratejileri, önce düşmanı yaratmak, sonra da onu en kısa zamanda en etkili bir şekilde ve tabi ki her türlü aracı kullanarak yok etmekti!..  

     

Okunma 30
Eklenme Tarihi 04 Nis 2026