Makalenin Detayı

Her türlü savaşa karşı çıkılır mı?

Her türlü savaşa karşı çıkmak doğru değil, bir savaş söz konusu olduğunda öncelikle Haklı Savaş-Haksız Savaş ayrımı yapılması gerekir.

     Ülkeyi dış saldırıdan korumak, halkı kapitalizmin köleliğinden, sömürge ve bağımlı ülkeleri emperyalistlerin boyunduruğundan kurtarmak için yapılan savaşlar, haklı savaşlardır.

     Gerici sınıfların kendi egemenliklerini kurmak ve zenginliklerini artırmak için başka ülke ve halklara karşı yürüttükleri savaşlar haksız savaşlardır.

     Bir savaş halinde barış istemek, yine haklı ve haksız ayrımı yaparak taraf olmayı gerekir. Ayrıca barış talebinin neyi içerdiğini ve kime hizmet edeceğinin bilincinde olarak barış istenmelidir.     

     Soyut planda ve bütün savaşlara karşı çıkacak şekilde savaş karşıtlığı yapmak, haklı olanı desteklememek ve haksızlığı önlemeye çalışmamak taraf olmaktan kaçınmaktır.

     Var olanın devamına göz yummak ve yaşanılan gerçekleri görmezden gelmek, sıranın kendisine gelmesini beklemektir. Tarihte birçok örneğinde görüldüğü gibi sıra kendinize geldiğinde iş işten gelmiş olacaktır.   

     Barışı kazanmak için de bir savaş gereklidir. Savaşlardan sonra barışlar genellikle savaşı kazananlar tarafından yapılır, daha doğrusu mağlup olana barış koşulları dayatılır.

     Ancak adil ve onurlu olan barış koşulları savaşları durdurabilir ve kalıcı olabilir. Tersi bir durumda değişen koşullarda savaş yeniden başlayabilir.

     Egemenler haklı savaşları göz ardı etmek için çeşitli yöntemlerle halkın kafasını karıştırarak neyin barış neyin savaş anlamına geldiğini anlaşılmaz hale getirmeye çalışır.   

     Savaşlara ortam hazırlayan ideolojik ve siyasal olgu esas olarak militarizmdir. Devletlerin ve hükümetlerin militarizm politikası hem savaş hem de barış dönemlerinde etkili olur.   

     Militarizm, devlet ve toplum hayatında askeriyenin egemen olması, devletin ve toplumun askerileştirilmesi anlamına gelir.

     21.yüzyılın çeyreğinde “insanım ve insanca yaşamak istiyorum” diyebilen herkes, ulusal, sınıfsal, cinsel, etnik, kültürel, inançsal baskı ve teröre karşı çıkmalıdır.

     Halkların barış içinde yaşamalarını, ülkelerin bağımsızlık ve halkların devrim taleplerinin savunulması bir insanlık görevidir.

 

 

Okunma 19
Eklenme Tarihi 28 Mar 2026